YORUM | Cengiz Ünder için kendisi olma zamanı

-
Roma'ya Salah'ın halefi olarak gelmişti, Leicester'da da muhtemelen Mahrez ile kıyaslanacaktır. Cengiz'in ise artık sadece Cengiz olmaya ihtiyacı var.


YORUM | Onur Özgen @ozgenonur


Süper Lig'de 2016-17 sezonunun 29. haftasıydı. Şampiyonluk mücadelesi veren iki takımdan Başakşehir, lider Beşiktaş'ı ağırlıyordu. Siyah-beyazlılar, yedi puan önde çıktığı maçı kazanıp, üst üste ikinci şampiyonluğunu ilân etmek istiyordu. Fakat karşısında ne yapacağını çok iyi bilen bir rakip bulmuştu ve Başakşehir maçı 18 dakikada bulduğu üç golle rahat kazanmıştı. Maçın yıldızı ise iki golün sahibi olan 19 yaşındaki Cengiz Ünder'di.

O maçta sahada iki kanat oyuncusu vardı. Biri futbolun gittiği yeri, diğeri ise bittiği yeri temsil ediyordu. Durmadan sol kanattan rakip ceza sahasına giren Cengiz, modern bir kanat oyuncusunun nasıl olması gerektiğini; durmadan sağ kanattan içeriye top şişiren ve takımına başka türlü bir hücum ihtimali tanımayan Ricardo Quaresma ise nasıl olmaması gerektiğini gösteriyordu.

Günümüz futbolunda artık çift santrforla oynayan takım sayısı bir hayli az. Birçok antrenör tek santrforla oynamayı tercih ediyor. O santrfor da genellikle uzun boylu, fiziğini iyi kullanan, ceza sahası içinde etkili ama oyuna çok katkı sunamayan eski tip santrforlar değil; hızlı, hareketli ve etrafına alan yaratabilen çok yönlü forvetler oluyor. Dolayısıyla nasıl santrforlardan artık tek beklenen gol atmaları değil ise, kanat oyuncularından da yalnızca orta yapmaları değil, kendi bölgelerini terk etmeleri, sık sık içe kat ederek, santrforun açtığı boşlukları doldurmaları ve skor üretmeleri bekleniyor.

Bu yeni düzende orta yapmanın da şekli değişti. Kenar ile merkez arasındaki iç koridorların önemi giderek arttı. Bu yüzden kanat oyuncularının en önemli görevi bu bölgelere sızmak ve son çizgiye inip o noktadan kaleye paralel bir şekilde ya da altıpasın birkaç metre gerisine doğru paslar vermek oldu.

Cengiz'in de daha ilk günden itibaren modern bir kanat oyuncusuna tıpa tıp uyan bir oyun tarzının olduğu görülebiliyordu. Üstelik onu etkileyici kılan tek şey bu değildi. Aynı zamanda gelişime çok açıktı ve çabuk öğrenebiliyordu.

Altınordu'dan bir sağ kanat oyuncusu olarak yetişmişti. Başakşehir'de ise o pozisyon, takımın en skorer oyuncusu Edin Visca'ya aitti. Bu yüzden Abdullah Avcı, ondan hiç alışık olmadığı sol kanatta oynamasını istemişti. En önemli özelliği sağ kanattan ters ayağıyla içe kat edip şut açısı aramak ya da bir ara pasıyla takımına gol şansı yaratmak olan Cengiz için bu iyi bir haber değildi. Ama kısa sürede buna alıştı ve sol ayaklı bir oyuncu olarak sol kanatta oynamanın gereklerini benimsedi. Bu da onun yeniliklere çabuk uyum sağlayabildiğini gösteriyordu. Ve bu, 19 yaşında ilk defa yurt dışına çıkacak bir oyuncu için önemli bir özellikti. Kuşkusuz Monchi de öyle düşünüyordu. Bu sayede Süper Lig'deki tek sezonunun ardından Roma'nın yolunu tutmuştu.

Cengiz Under Monchi <a href=Roma Transfer" perform:prop="uuid:1918d6jtyj6gi19pbvuikwb57s;width:4252;height:2835" src="https://images.daznservices.com/di/library/GOAL/da/e8/cengiz-under-monchi-roma-transfer_togkl2vx36w01iy73ku9kkh1n.jpg?t=-1463816612" style="width: 100%;" />

İtalyan ekibinin o dönemde en zayıf olduğu bölge kanatlardı. Stephan El Shaarawy ile Diego Perotti, Roma'nın hedefleri için yeterli görülmüyorlardı ve Mohamed Salah'ı da Liverpool'a satmışlardı. Cengiz de bunun bilincindeydi. İtalya'ya ilk geldiğinde gazetecilerin sorduğu, "Roma'yı neden tercih ettin?" sorusuna, "Birinci neden Monchi'ydi. İkincisi ise hücum futbolu oynamalarıydı" cevabıyla sadece çok yetenekli değil, aynı zamanda farkındalığı oldukça yüksek bir oyuncu olduğunu gösteriyordu.

Cengiz'i Roma'ya getiren Monchi'nin futbol gözüydü. Ama kendisini Eusebio Di Francesco'ya kabul ettirmesi biraz uzun sürdü. Ekim ayına gelindiğinde, Cengiz'in on birde başladığı sadece üç maç vardı. Üçüncü maç olan Crotone maçının sonunda Cengiz, "Mümkün olduğu kadar kısa sürede gol atmayı umuyorum. Tek ihtiyacım daha fazla süre almak. Şans bulursam kendimi daha iyi gösterip, saha içinde daha çok boşluk bulacağımı düşünüyorum" diyordu.

Ligin ilk yarısında istediği süreleri bulamadı belki, ama çalışmaktan vazgeçmedi. Ve sonunda Di Francesco'nun gözüne girmeyi başardı. Ocak ayı sonunda Sampdoria'yla üst üste oynanan iki maçta Cengiz on birdeydi ve skora katkı veremese de iki maçta da performansıyla kendisini gösterdi. Di Francesco da bunu fark edip bir sonraki Hellas Verona maçında onu yine on bire aldı. Ardından Cengiz tam anlamıyla patladı. Verona maçıyla birlikte akabindeki beş maçta beş gol, bir asistle oynadı.

Her iyi oynadığı maçın ardından özgüveni biraz daha artan Cengiz'in attığı her gol ise biraz daha sıra dışı oluyordu. Olağanüstü şut yeteneği ve savunma arkası koşularıyla Edin Dzeko için de çok iyi bir yardımcı forvete dönüşen Cengiz, bir anda Roma'nın gole en yakın oyuncusu olmuştu.

Şubat ayındaki Shakhtar Donetsk deplasmanında ise Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk golünü de atmıştı. Belki ligdeki golleri gibi izleyenleri ayağa kaldıran bir gol değildi bu, hatta son derece sıradan bir goldü. Dzeko'nun pasıyla savunma arkasına sızmış ve yaptığı plase vuruş kaleci Andriy Pyatov'a da çarpıp ağlarla buluşmuştu. Ama Cengiz'in sürekli rakip ceza sahasına girmeye odaklanması, kariyeri boyunca bu golden yüzlerce daha atmayı vadediyordu. O yüzden bu sıradan gol, aslında Cengiz için çok özel bir kariyerin müjdecisi gibiydi.

Cengiz Under Edin Dzeko <a href=Roma Shakhtar Donetsk 03/14/18" perform:prop="uuid:xfqyw8am8dus1wzm0d3klx1z5;width:1200;height:800" src="https://images.daznservices.com/di/library/GOAL/3b/7/cengiz-under-edin-dzeko-roma-shakhtar-donetsk-031418_ijdyt1fkrt4n1x0pyjh8bhfxn.jpg?t=-1463659260" style="width: 100%;" />

Hamit Altıntop da o dönemde Goal Türkiye'ye verdiği röportajda, "Onun aramızdaki en iyi kariyeri yapacağına inanıyorum" diyerek bunu doğrulamıştı. Cengiz, herkese bu hissi veriyordu.

Fakat sonrasında hem onun hem de Roma için işler yolunda gitmedi. Çok sık sakatlanan Cengiz, formasını kaybetti. Takımın ligde aldığı istikrarsız sonuçlar ise Cengiz'in çok iyi anlaştığı Di Francesco ile yolların ayrılmasına neden oldu. Yerine geçici olarak gelen Claudio Ranieri'nin futbol tarzı, Cengiz ile uyuşmadı. Buna karşın, geçtiğimiz yaz takımın başına Paulo Fonseca'nın getirilmesi ise başlangıçta Cengiz için iyi bir haber gibi duruyordu. Fonseca'nın Shakhtar'daki hücuma dönük futbol tarzı, onun yeniden çıkışa geçmesini sağlayabilirdi. Ama öyle olmadı.

Cengiz'in bir türlü kurtulamadığı ve form tutmasını engellediği sakatlık sorunu, Fonseca döneminde de devam etti. Bu sakatlıklardan geri dönüşleri ise Portekizli antrenör için hiçbir zaman yeterli olmadı. Medya önünde onu eleştirmekten dahi çekinmeyen Fonseca, Cengiz'in savunmaya yardımının yeterli olmadığını, ayrıca taktiksel olarak da kendisini geliştirmek zorunda olduğunu söyledi. Üstelik, sağ kanatta Cengiz'in yerine tercih ettiği Nicolo Zaniolo ise sakatlanana dek her maçında biraz daha büyüdü. Zaniolo büyürken, onun gölgesinde kalan Cengiz için ise yeni bir sayfa açma zamanı gelmişti.

Bu fırsatı ise ona Leicester City verdi. Uzun zamandır bir ortam değişikliğine ihtiyaç duyan Cengiz'in bir diğer ihtiyacı ise ona güvenen bir antrenördü. Brendan Rodgers da önceki gün yaptığı açıklamalarda, onun bu acil ihtiyacını karşılayabileceğini gösterdi.

Cengiz için, "O çok iyi bir oyuncu," diyen Rodgers, "Farklı tipte bir hücum oyuncusuna ihtiyacımız vardı ve onun yetenekli bir oyuncu olduğuna şüphe yok. Takımımızda üst düzeyde hıza ve güce sahibiz, ama aynı zamanda biraz daha futbola ihtiyacımız var. Bire birde rakibini geçebilecek, organize ve sıkı savunmaları kırabilecek birine gereksinimimiz bulunuyor. Aradığımız profil bu" diyerek Cengiz'den beklentilerinin ne olduğunu açıkça belli etti.

Rodgers'ın gelmesiyle birlikte Premier Lig'in başaltı takımlarından birine dönüşen Leicester'ın bunu başarma yöntemi ise ligin diğer başaltı takımlarından oldukça farklıydı. Evet, Wolves ve Sheffield United'ın yaptıkları gerçekten çok etkileyici, ama sonuç olarak ikisi de topsuz oyundaki kaliteleriyle ön plana çıkıyor. Leicester ise çok daha zor bir şeyi deniyor ve tıpkı ligin şampiyonluk adayları gibi oyunu domine etmek istiyor. Geçen sezon Manchester City, Liverpool ve Chelsea'nin ardından ligin en fazla topa sahip olan takımı onlardı (%57.3). Ancak elbette bu oyun tarzı, beraberinde yüksek bir kalite ve Rodgers'ın da itiraf ettiği üzere bilhassa dar alanda becerili hücumcular istiyor.

Leicester'ın geçtiğimiz sezon özellikle ligin son maçlarında yaşadığı üretkenlik sorunu da bu yaratıcılık eksikliğinden kaynaklanıyordu. Rodgers'ın takımında her ne kadar Youri Tielemans, Dennis Praet ve James Maddison gibi yaratıcı merkez orta saha oyuncuları bulunsa da bu durumun kanatlara sirayet ettiğini söylemek pek mümkün değil. Açıkçası Leicester, Riyad Mahrez'in ayrılığının ardından onun boşluğunu bir türlü dolduramadı. Raket gibi kullanabildiği sol ayağı, skorerliği ve yaratıcılığıyla Cengiz ise o boşluğu doldurmak için fazlasıyla güçlü bir aday.

Üstelik Cengiz, yalnızca topun daha fazla Leicester'da kaldığı maçlarda değil, Rodgers'ın altı büyük takıma karşı daha reaktif bir oyuna yöneldiği maçlarda da patlayıcılığıyla büyük bir kontratak kozuna dönüşebilir.

Buna karşın Cengiz'in yeni macerasında şüphe uyandıran iki nokta var: Birincisi, elbette son yıllardaki sakatlık sorunu. Premier Lig'in yüksek temposu da başlangıçta Cengiz'e bu anlamda çok yardımcı olmayabilir. Ama iyimser bir şekilde düşünürsek, belki de Cengiz'in ihtiyacı onu fiziksel açıdan zorlayıp, yukarıya çekebilecek bir ortamdır. Yani başka bir deyişle, çivi çiviyi sökebilir.

İkinci şüphe uyandıran husus ise Cengiz'in bugüne dek hep hedef santrforlarla birlikte oynamaya alışkın olması. Başakşehir'de Emmanuel Adebayor'un bağlantı oyununa katkıları, genç Cengiz'e önünde kullanabileceği geniş alanlar yaratmıştı. Aynı şekilde Roma'daki ilk sezonunda da benzer profildeki Dzeko ile çok iyi anlaşmış ve onun yanında zaman zaman ikinci bir forvet gibi oynamıştı. Leicester'da ise Jamie Vardy gibi pür bir golcü olsa da, Vardy'nin etrafındaki oyuncuları pozisyona sokmak gibi bir merağının olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Ve bu tip bir santrforla oynamak, Cengiz için yeni bir deneyim olacak.

Caglar Soyuncu Cengiz Under Kosovo Turkey 06/11/17

Ancak bu yeni deneyiminde Cengiz'in büyük bir şansı da var: Çağlar Söyüncü. Önce Bucaspor, ardından Altınordu akademisinde yetişen iki eski çocukluk arkadaşı, şimdi yeniden birlikteler. Premier Lig'e fazlasıyla alışan ve geçtiğimiz sezon Virgil van Dijk'in ardından ligin en iyi stoperi olan Çağlar, çocukluk arkadaşının da ligin en parlak sağ kanatlarından biri olabilmesi için elinden geleni yapacaktır. Şu an için kesin olan şey ise, Leicester'ın Türkiye'nin en iyi savunmacısının ardından artık en iyi hücumcusuna da sahip olduğu.

Cengiz, Roma'ya Salah'ın halefi olarak ve "Boğaz'ın Dybala'sı" lakabıyla gelmişti. Sonucunda ise ne Salah'ın gerçekten halefi olabilmiş ne de Dybala kadar yeteneklerini gösterme fırsatı bulabilmişti. Şimdi yeni kulübü de ondan muhtemelen Mahrez'in boşluğunu doldurmasını bekleyecektir. Ama belki de Cengiz için artık yalnızca Cengiz olma zamanıdır. Boğaz'ın Cengiz Ünder'i...

Kaynak: GOAL.COM Yukarı